Bizi takip edin

Magazin

Sık ve az yemek mi, aralıklı oruç diyeti mi?

Kan şekeri yükselmesine neden olan insülin direncinin ortaya çıkmasında sağlıksız beslenmenin önemli bir rolü var. Uzmanlar, bunun önüne geçmek için geleneksel yöntemlerin yanı sıra daha kolay uygulanabilen aralıklı oruç diyetini öneriyor.

Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik! Bu ikili insülin direncine davetiye çıkarıyor. Sık acıkma, kilo verememe; aksine alma ve karın bölgesinde yağlanma gibi belirtilerle kendini gösteren insülin direnci, vücudun sinsi düşmanı.

Vücutta kan şekerinin yükselmesine neden olan insülin direncini kontrol altına almak için nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi beslenme şekli daha uygun? Sık ve az yemek mi yoksa son dönemde adını sıkça duyduğumuz aralıklı oruç diyeti mi? Konunun uzmanları bu soruyu cevapladı.

İNSÜLİN DİRENCİ GELİŞTİĞİNDE KAN ŞEKERİ YÜKSELİYOR

“İnsülin direnci, kanda insülinin yüksek olmasına rağmen etkisini yeterince gösterememesi durumudur. İnsülin, yemek sonrası kanda yükselen glikozun kas, yağ ve karaciğer hücrelerine taşınmasını sağlayan pankreastan salgılanan bir hormondur. Vücudunuzda insülin direnci geliştiğinde ise bu hücrelere yeterince şeker girip kullanılamaz ve kan şekeri yükselmeye başlar.”

İNSÜLİN DİRENCİ HESAPLANABİLİYOR

“İnsülin direncini ölçmenin birçok yolu vardır. Ancak en sık kullanılan yöntem HOMA-IR indeksi ile hesaplanması. Bu 8 saat açlık sonrası verilen kanın, açlık kan şekeri ve insülin seviyesi baz alınarak hesaplanır.”

DİYET, EGZERSİZ VE İLAÇ

“İnsülin direnci tedavisinde diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi bir bütün olarak düşünülmeli. Üçü birlikte düzenli ve istikrarlı bir şekilde uygulandığında tedavide başarıya ulaşılıyor. Geleneksel olarak uzun yıllardan beri hastalara az ve sık beslenme -3 ana, 3 ara öğün- önerilmekteydi. Ancak son yıllarda gittikçe daha popüler olan bir uygulama var: Aralıklı oruç diyeti.”

ARALIKLI ORUÇ DİYETİ NEDİR?

Aralıklı oruç aslında diyet değil, bir beslenme düzeni. Belirli bir süre aç kalıp (açlık penceresi) sonra yemek yeme (yemek yeme penceresi) şeklinde uygulanıyor. Genellikle sabah kahvaltı veya öğlen yemeği ile başlanıyor, 8 saat boyunca sağlıklı gıdalar tüketiliyor, sonraki 16 saat aç kalınıyor. Aktif olunan gündüz saatlerindeki enerji ihtiyacı yemek yeme penceresinde tüketilen karbonhidratlardan alınıyor. Açlık periyodunda ise vücudun ihtiyacı olan kalori daha önceden vücutta depolanmış glikojen depolarından ve sonrasında da yağ dokusundan alınıyor. Aç kalarak depolanmış yağların yakılmasına fırsat vermiş oluyoruz. Bu şekilde insülin direncinde hızla azalma görülüyor. Bu bir süre sonra ise açlık hissinde belirgin bir azalmaya yol açıyor. Bu şekilde sağlıklı kilo verilmiş oluyor. Aralıklı oruç tarzında beslenme hem fizyolojiye daha uygun, hem de uygulaması kolay.”

SIK ARALIKLARLA AZ BESLENME ZOR VE ZAHMETLİ

“Günde 6 öğün beslenme ise 3 ana 3 ara öğün şeklinde uygulanan, az miktarda ve sık yemeye dayanan beslenme şekli. Nispeten uygulaması zor ve zahmetli bir diyet. Bu nedenle pratik ve sürdürülebilir olmaktan uzak. Bu diyetteki amaç sık beslenerek metabolizmayı hızlandırmak ve ana öğünlerde aşırı yemek yeme ihtimalini düşürmek. Beslenme düzeni çok bozuk, günde bir öğün beslenen kişiler için bu diyet kısa vadede işe yarasa da uzun vadede başarısız olma riski var. Porsiyon kontrolü öğrenildiği zaman günde altı öğün beslenmek çok da gerekli değildir. Diğer yandan 6 küçük öğün yediğinizde kendinizi tok hissetmeyip daha yüksek kalorili gıdalara yönelme ihtimali de var.”

KARBONHİDRAT KISITLANMALI

“Beslenmede en çok dikkat edilmesi gereken ise karbonhidrat alımının
-özellikle ekmek tüketiminin- kısıtlanması, katkı maddeli işlenmiş gıdalardan ve fast food tarzı beslenmeden uzak durulması, yani sağlıklı gıda tüketimi. Kilo verdiren her türlü diyet programı insülin direncini yenmeye yardımcı olur. Burada önemli olan, kişinin uzun süre devam edebileceği hayat tarzına uygun bir beslenme programı yapması.”

KAN ŞEKERİNİ YÜKSELTECEK BESİNLERE DİKKAT

“Glisemik indeksi yüksek, yani kandaki şeker içeriğini ani ve aşırı yükseltebilecek besinlerden uzak durulmalı. Bal, reçel, çikolata, saf şeker ve şekerli tatlılar, kekler, beyaz ekmek ve beyaz undan yapılan kek, poğaça, börek ve pirinç pilavı gibi besinler az tüketilmeli. Bunların yerine meyve, sebze, kuru baklagiller, bulgur, tam tahıllı ekmek ve tahıl ürünleri konulmalı ancak bunların tüketimi de ölçülü olmalı.”

Okumaya devam et
Yorum yazın

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X